BALIKESİR’DE YILLARIN EMEĞİYLE KÖK SALMIŞ BİR İŞLETME: MURAT GIDA

Babadan oğula geçen bir mirasın devamı olan bu hikâye, toprağa duyulan saygının, emeğin ve dürüst ticaretin birleştiği noktada şekilleniyor. Murat Yılmaz, babasından devraldığı işi bugünün şartlarına göre dönüştürmüş; yerel üretimi, kalite anlayışıyla birleştirerek ayakta tutmayı başarmış.
Biz de onunla hem Murat Gıda’nın yolculuğunu hem de bakliyat sektörünün bugünkü durumunu konuştuk.

Murat Gıda’nın kuruluş hikâyesini ve kuru gıda sektöründeki faaliyetlerinizin nasıl başladığını bizimle paylaşır mısınız?

Ben 1975 doğumluyum. Babam 1998 yılında vefat etti, o zamandan bu yana yaklaşık yirmi yedi yıldır kendi işimi yapıyorum. Baba mesleğidir bu. Babamla birlikte zahirecilik yapardık; un ve yem satışıyla uğraşırdık.
Sonrasında Gönen bölgesinde çeltik üretimi çok olduğu için pirinç işine yöneldim. 2000’li yıllarda zahireciliği tamamen bıraktık ve yaklaşık on yıl kadar pirinç işledik. Ancak bölgede pirinç fabrikaları çoğalınca rekabet arttı, kâr marjları düştü. O dönemde nohut ve bakliyat da yapıyorduk; zamanla pirinçten tamamen çekilip sadece bakliyata yöneldik. Bugün nohut ve fasulye bizim ana ürünlerimiz.

Tesisinizin yüzölçümü, çalışan sayısı ve yıllık üretim hacmiyle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Tesisimiz yaklaşık bin iki yüz metrekare alana kurulu. Biz butik çalışan bir firmayız, yani belli bir ciro hedefimiz yok. Çok büyük bir firma değiliz ama kaliteden asla taviz vermeyiz. Lojistik olarak rahat, kontrollü ve dengeli çalışmayı tercih ediyoruz.

Ana ürünleriniz nohut ve fasulye. 2025 yılı sonuna yaklaşırken, rekolte ve fiyatlar açısından durum nasıldı?

Ana işimiz aslında iç bakla. Hem iç piyasadan ürün alıyoruz hem de yurt dışından ithalat yapıyoruz. Dünyada genel olarak bakliyatta rekolte fazlalığı var, Türkiye’de de durum benzer.
2025’in ilk altı ayında ciddi bir durgunluk yaşandı. Pandemi döneminde bile bu kadar durgunluk görmemiştim. Son 25 yılın en sakin dönemiydi diyebilirim. Ancak beşinci ve altıncı aylardan itibaren piyasalar biraz toparlandı, işlerimiz açılmaya başladı.

Yurt dışından ürün tedarik ediyor musunuz? Hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Evet, ithalat yapıyoruz ama ihracatımız doğrudan yok. Mersin’deki firmalara tedarik sağlıyoruz, onlar bizim ürünlerimizi ihraç ediyorlar. Herkes zincirde kendi payını alıyor.
Ağırlıklı olarak Meksika, Hindistan, Amerika ve Kanada’dan ürün alıyoruz. Arjantin ve Mısır’dan fasulye, Mısır’dan ayrıca iç bakla, Kanada’dan mercimek, Madagaskar’dan börülce ithal ediyoruz. Kalibrelerine göre seçiyoruz; görsel olarak en iyi, en iri ürünleri tercih ediyoruz.

Türkiye’de bölgesel üretimi desteklemek ve ürün tedarik etmek için çiftçilerle sözleşmeli üretiminiz var mı?

Evet, bölgemizde sözleşmeli üretim yaptırıyoruz. Özellikle Karacabey bölgesinde iç bakla üretimi için sözleşmeli çiftçilerimiz var. Diğer ürünleri —fasulye ve nohutu— piyasa şartlarına göre tedarik ediyoruz. Türkiye’nin hemen her şehrine çalışıyoruz. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin bizim ana pazarlarımız.

Gelecek hedefleriniz nelerdir?

Elbette hedef hep var. Bildiğimiz işi yapıyoruz, emeğimizi veriyoruz. Rabbim herkes için hayırlısını nasip etsin. İşimizi geliştirmeye, üretimde kaliteyi artırmaya uğraşıyoruz ama piyasa şartları, tedarik dengeleri de çok önemli.
Artık biz de yaşımızı aldık. Bir oğlum, bir kızım var. Kızım doktor, oğlum eczacılık okuyor; son iki yılı kaldı. O da “Baba, senin işini devam ettireceğim” diyor. Bu da bana ayrı bir gurur veriyor. Hedefler bitmez; önemli olan nefsimizi, gönlümüzü doyurabilmek.

Murat Gıda’nın hikâyesi, sadece bir işletmenin değil; emeğin, sürekliliğin ve yerel üretime duyulan saygının hikâyesi.
Yılların deneyimini, baba mirası bir sorumlulukla bugüne taşıyan Murat Yılmaz, “butik ama güçlü” bir anlayışla Bandırma’da üretmeye devam ediyor.

 

A BUSINESS FIRMLY ROOTED IN BALIKESIR THROUGH YEARS OF DEDICATION: MURAT GIDA.
This story, rooted in a legacy passed from father to son, takes shape where respect for the land, hard work, and honest trade come together. Murat Yılmaz took over his father’s business and transformed it in line with today’s conditions, sustaining local production while preserving a strong commitment to quality.
We talked with him about both the journey of Murat Gıda and the current situation of the pulses industry.

Could you tell us about the founding story of Murat Gıda and how your operations in the dry food industry began?
I was born in 1975. My father passed away in 1998, and since then, I’ve been running the business myself for about twenty-seven years. This is my father’s trade. We used to work together as grain merchants, selling flour and animal feed.

Later, because paddy production was abundant in the Gönen region, I shifted into the rice business. In the 2000s, we completely exited grain trading and focused on rice processing for about ten years. However, as more rice mills opened in the region, competition intensified and profit margins declined. During this time, we were already working with chickpeas and other pulses. Eventually, we moved away from rice entirely and concentrated solely on pulses. Today, chickpeas and beans are our main products.

Could you share some information about the size of your plant, your number of employees, and your annual production capacity?
Our plant covers approximately 1,200 square meters. We are a boutique-scale company; we do not operate with a specific turnover target. We are not a large enterprise, but we never compromise on quality. We prefer to work in a way that is logistically smooth, controlled, and balanced.

Your main products are chickpeas and beans. As 2025 comes to a close, how have yields and prices evolved over the year?
Our main product is actually split fava beans. We source them both domestically and through imports. Globally, there is an oversupply in pulses, and Turkey is experiencing a similar situation.

The first half of 2025 was extremely slow. Even during the pandemic, I hadn’t seen such a prolonged slowdown. It was perhaps the quietest period in the last 25 years. However, from May and June onwards, the markets began to recover, and business activity picked up.

Do you source products from abroad? Which countries do you work with?
Yes, we import, but we do not export directly. We supply goods to companies in Mersin, and they export our products. Everyone takes their share in the chain.
We mainly import from Mexico, India, the United States, and Canada. We bring beans from Argentina and Egypt, split fava beans from Egypt, lentils from Canada, and black-eyed beans from Madagascar. We select products based on their calibers and always choose those with the best visual quality and the largest grain size.

Do you work with contract farmers to support regional production and secure supply?
Yes, we do contract farming in our region. We have contracted farmers in the Karacabey area specifically for split fava beans. We procure other products, beans and chickpeas, based on market conditions. We work with almost every province in Türkiye. Our primary markets are Istanbul, Ankara, Izmir, and Mersin.

What are your future goals?
Of course, there are always goals. We focus on the work we know and put in our full effort. May God grant good fortune to everyone. We aim to develop our business and enhance quality in production, while remaining mindful of market conditions and supply dynamics.

We have also reached a certain age. I have a son and a daughter. My daughter is a doctor, and my son is studying pharmacy with two years left. He says, “Dad, I will continue your business.” This fills me with a special sense of pride. Goals never end; what matters is being able to satisfy both our conscience and our hearts.

The story of Murat Gıda is not only about a business but also about labour, continuity, and respect for local production. Drawing on decades of experience and the responsibility of a family legacy, Murat Yılmaz continues to produce in Bandırma with a boutique but strong approach

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir